PANDEMİ DÖNEMİNDE CEZA AVUKATI OLMAK


Avukatlık, bilindiği üzere hukuki konularda hukuki açıdan, hukuki sorun yaşayanlara yardımcı olmak amacıyla oluşmuş bir meslektir. Yardımın şekli, avukattan olan beklenti ve avukatla olan ilişki, hukuki sorunun niteliğine, avukattan yardım isteminde bulunanların kişiliğine, sorunun büyüklüğüne ve bulunduğu aşamaya göre farklılık gösterir.

Bir müvekkilin, avukattan olan en büyük beklentilerinden biri, aralarında kurulan iletişimin sıklığıdır. Bu beklenti, özellikle ağır ceza davalarında, kendisine ağır ceza avukatı gözüyle bakılan avukat açısından daha yoğun şekilde kendini hissettirmektedir.

Pandemi, kıtalara ve hatta tüm dünyaya yayılan salgın hastalığa verilen addır. Ne yazık ki, günümüzde Covid-19 olarak adlandırılan koronavirüs, pandemi (salgın hastalık) kabul edilmiştir. Belirtilen pandemi nedeniyle dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkıntılar yaşanmakta, bunula ilgili olarak her geçen gün farklı önlemler alınmaktadır.

Pandemi nedeniyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Adalet Bakanlığı tarafından çok sayıda duyurular yapılmış, genelgeler yayınlanmıştır. Genellenecek olursa, adliyelerde acil işler dışında kalan işlemlerin yapılmaması, duruşmaların re’sen ertelenmesi, asgari düzeyde personel bulundurulması benimsenmiş, hak düşürücü süreler uzatılmıştır.

Alınan önlemler kapsamında, cezaevlerinde de kısıtlamalara gidilmiş ve hatta infaz mevzuatında düzenleme yapılarak birçok hükümlünün tahliyesi yolu açılmıştır.

Özellikle tutuklu ağır ceza davalarında bu sorun kendini daha çok hissettirmiştir. Sorun, tutuklu davalarda iki şekilde kendini göstermiştir. Biri duruşmaların esaslı işlem yapılmadan doğrudan ertelenme yoluna gidilmesidir. Bununla esaslı işlem yapılmadan sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilerek bir anlamda adil yargılanma hakkı ihlal edilir hal almıştır. Diğer taraftan bu uygulama, vekil ile sanık arasında güven bunalımına yol açmıştır. Zira, sanık özellikle ağır ceza avukatı sıfatını yakıştırdığı avukattan büyük beklenti içerisine girmekte ve fakat yargılamanın gerektiği gibi yapılmamasının nedenini alınan kararlarda değil, avukatta aramaktadır. Sanık, adeta bunun hesabını avukattan sormakta, avukatı sorumlu tutmaktadır.

Kısıtlamalar nedeniyle tutuklu davalarda yaşanan bir diğer sorun, tutuklunun mahkemeye getirilmeden SEGBİS sistemiyle duruşmaya katılmasıdır. Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri doğrudan ve yüz yüze yargılama ilkesidir. Bundaki amaç, yargılama makamının yargıladığı kişiyi görerek, konuşmasından, duruşundan bir kanaat edinerek daha sağlıklı karar vermesidir. SEGBİS, çok zorunlu kalmadıkça uygulanmaması gereken bir sistemdir. Pandemi önlemlerinin bu açıdan da adil yargılanma hakkını ihlal ettiği hususu göz ardı edilmemelidir.

Güvenli sağlık ortamı yaratmak amacıyla getirilen kısıtlamalardan biri de, cezaevlerinde tutuklu ile avukat arasındaki görüşmelere getirilmiştir. Önceleri yüz yüze, süre ve zaman sınırlaması olmaksızın görüşme olanağı varken, Pandemi sonrası, görüşmeler hem ek koşullara bağlanarak zorlaştırılmış, hem de kapalı ortamda telefonla yapılır hale getirilmiştir. Önlemler temmuz ayına kadar uzatılmıştır. Her ne kadar yapılan düzenlemeler sınırlandırma öngörse de, birçok cezaevinde alınan kararlarla avukat-müvekkil görüşmesi hiç yapılamaz hal almıştır.

Her ne kadar mevzuatta bu tür sıfatlara yer verilmemişse de uygulamada avukatlara ağır ceza avukatı, ceza avukatı, boşanma avukatı gibi sıfatlar yakıştırılmakta ve halk arasında bu şekilde anılmaktadır. Belki doğrusu da budur. Zira hiçbir hukukçu, hiçbir avukat, tüm hukuk mevzuatını ve tüm dava türlerini ayrıntılı olarak bilemez. Ya her birinden kısmen bilgiye sahip olabilir veya bir konuda uzmanlaşabilir. Bu nedenledir ki hukuki sorunu olan, hak arama konusunda hukuki yardım arayan biri, doğal olarak sorunu ile ilgili konuda uzman bir avukat arama arayışına girer. Örneğin ağır cezalık bir davada arayacağı avukat halk deyimiyle ağır ceza avukatı veya daha genelleştirirsek ceza avukatı olacaktır. Bu durumda da beklenti, aynı doğrultuda, bir ağır ceza avukatı performansı beklentisi olacaktır. Burada bir ceza avukatı olarak, avukat açısından yaşanacak sorun, beklentinin büyüklüğüdür. Elbette ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar ceza istemiyle yargılanan bir tutuklunun ve ailesinin psikolojisi iyi olmayacaktır. Dolayısıyla avukatından beklentisi hem iyi savunma hem de kendisiyle iletişim sıklığıdır. Görülen o ki, birçok kez müvekkil, avukatına aynı zamanda psikoloğu gözüyle bakmaktadır. Bu açıdan bakıldığında pandemi nedeniyle de olsa avukat ile tutuklu müvekkili arasındaki görüşme kısıtlılığı, tutuklunun hürriyetinden yoksun kılınması yanında, adil yargılanma hakkının ihlalini sorgulatacak derecede psikolojik bir cezaya da yol açabilmektedir.

Belirtilen nedenlerle, pandemi koşullarının bir an önce kalkması ve tutukluların ağır ceza avukatı yakıştırmasına uygun şekilde, tutuklu ile daha sık iletişim kurmalarının sağlanması, tutuklunun duruşma salonuna götürülüp bizzat mahkeme huzurunda savunma yapmasının ve yüzüne karşı karar verilmesinin sağlanması çok önemli bir beklentidir. Adil yargılamanın sağlanması, ancak bu şekilde olanaklı olacaktır.

Pandemisiz, adil yargılanma hakkının en üst düzeyde sağlandığı, avukat tutuklu ilişkilerinin kolaylaştırıldığı, savunma hakkının tam anlamıyla kullanıldığı bir sisteme kavuşmak dileğiyle... 23.05.2020