Ağır Ceza Avukatı Hangi Özelliklere Sahip Olmalıdır


Ağır Ceza Avukatı Hangi Özelliklere Sahip Olmalıdır

Önceki makalede genel anlamda avukatlık mesleğinin özelliklerine, bu kapsamda ceza avukatlığına değinmiş, ağır cezalık davalarda bir ağır ceza avukatı olmanın önemine vurgu yapmıştım.

Geçen zaman içerisinde karşılaştığım soru ve sorunlar, konuyu yeniden gündeme getirmemi gerekli kılmıştır.

Bu yazıda, ağırlıklı olarak bir ağır ceza avukatında aranması gereken özellikleri irdeleyecek, ağır ceza avukatı olmanın sorumluluk ve gereklerine yer vereceğim.

Konuyu, genel hatlarıyla giriş, ağır ceza davalarında uygulamada karşılaşılan sorunlar, ağır ceza avukatı olmanın önemi ve genel değerlendirme olmak üzere, dört ana başlık altında ele alacağım.

A. Giriş

Bilindiği üzere, yargı teşkilatı, ana bölümleme olarak adli, idari ve askeri yargı şeklinde sınıflandırılmıştır. Ceza avukatlığına yönelik olduğundan, değerlendirme adli yargı açısından yapılacaktır. Bu doğrultuda bakıldığında, adli yargı, hukuk ve ceza olmak üzere iki ana grupta toplanmaktadır.

Ceza yargılaması; soruşturma açısından, esas itibariyle Cumhuriyet savcıları ve sulh ceza hâkimlikleri, kovuşturma açısından da ceza mahkemeleri aracılığıyla yürütülmektedir. Ceza mahkemeleri ise günümüzde, asliye ceza ve ağır ceza olmak üzere, iki ana mahkemeden oluşmaktadır.

5235 sayılı yasanın 12. maddesi gereğince, ağır ceza mahkemeleri, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Yasasında yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Yasasının ikinci kitap dördüncü kısmının dördüncü bölümünde tanımlanan Devletin güvenliğine karşı suçlar, beşinci bölümünde tanımlanan Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, altıncı bölümünde tanımlanan Milli savunmaya karşı suçlar ve yedinci bölümünde tanımlanan Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla görevlidir.

Görüldüğü üzere, ağır cezalık davalar adları kadar içerik itibariyle de ağır suçlardan oluşmaktadır. Bu vesileyle, kendileri kadar avukatlığının da önemi büyüktür.

B. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Ceza yargılamasında bilindiği üzere, re’sen araştırma ilkesi uygulanmaktadır. Dolayısıyla, iyi bir soruşturma ve kovuşturma davanın kaderini etkiler. Re’sen araştırma ilkesi nedeniyle, iyi bir savcı ve yargıç kontrolündeki bir davanın seyri de iyi olacak, adaletli bir sonuca ulaşmakta büyük rol oynayacaktır. Ancak, yeterince birikimli olmayan veya kendini veremeyen bir savcı ve yargıç yönetimindeki bir davanın aynı şekilde adaletsiz bir sonuç yaratabileceği de gözden uzak tutulmamalıdır.

Ülkemizde, soruşturma ve kovuşturma dosya sayısının milyonlarla ifade edildiği ve fakat oniki bin savcı ve yargıcın görev yaptığı gözetildiğinde, tüm soruşturma ve kovuşturmaların sağlıklı sonuçlanmasını beklemek büyük bir iyimserlik olur. Nitekim bu nedenle, sık sık soruşturmaların ve yargılamaların adaletsiz sonuçlandığından yakınılır.

Yukarıda açıklanan hatalı sonuçların önüne geçmenin en önemli yolu yargıya yardımcı olmaktır. Doğal olarak bunu da yapacak olan avukatlardır.

Gerek yargıç ve Ağır Ceza Mahkemesi başkanı, gerek Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığım dönemlerde bizzat edindiğim gözlemlerden ve gerekse emekli olduğum 2013 yılından bu yana karşılaştığım yakınmalardan, birçok dosyada ne yazık ki avukatların yargılamaya ciddi bir katkı sağlamadığını veya sağlayamadığını görüyorum.

Uygulamada, avukatların ceza yargılamasına katkı sağlamada yaşadıkları sıkıntının temelinde yatan etkenin, büyük ölçüde uzmanlık alanı farklılığından kaynaklandığını gözlemledim. Bu kapsamda, örneğin sürekli icra avukatlığı yapan ve belki yaşamı boyunca özel uzmanlık gerektiren bir uyuşturucu davasına tanık olmamış bir avukat, belirtilen bir davada katkı sağlayamamaktadır. Aynı sorun, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya 15-20 yıllık hapis cezalarını gerektiren öldürme, yağma, sahtecilik, dolandırıcılık gibi suçlarda da kendini göstermektedir.

Dava dosyalarını incelerken karşılaştığım hatalar, daha çok, gereken yerde müdahale etmeme, aleyhe gitmekte olan gelişmeyi görmeme, var olan bir kanıtın değerlendirme dışı bırakılmasına sessiz kalma, uydurulan bir kanıtın sonradan yaratıldığını fark etmeme, dosyaya yeterince hakim olmama, hangi davada ne tür kanıtların toplanması gerektiğini bilmeme, sürelerin farkında olmama, yargılama yöntemini yeterince bilmeme şeklinde kendini göstermektedir. Bu nedenleri daha da artırmak olanaklıdır.

 Davanın taraflarından aldığım belli başlı yakınma ve tesbitler, yalnızca tanıdık olunduğu için, uygun ücret söylendiği veya ücret alınmadığı için, kesin tahliye ettiririm veya kesin beraat ettiririm dendiği için, sonuç almada belirli bir üst süre verildiği için, görülen dava hakkında gerçekte yeterli bilgi sahibi olunmadığı halde uzmanmış gibi izlenim bırakıldığı için, hukuki olmaktan çok farklı yollarla sonuç alınacağı güvencesi verildiği için avukatın tutulduğu şeklindedir.

Bu ve buna benzer örnekleri artırmak olanaklıdır. Basit bir örnek vermek gerekirse, Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığı yaptığım dönemde, bir yargılama sırasında, sanık hakkında Cumhuriyet Savcısının daha az ceza öngören yasal savunma sınırlarının aşılması hükümlerinin uygulanmasını istediği bir davada, sanık avukatının ısrarla müvekkili için daha çok ceza öngören haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını istediğine bizzat tanık olmuşumdur. Bundan çıkardığım sonuç, ağır ceza davasında sanık vekilliği yapan tüm avukatların ceza hukuku alanında yeterli bilgiye sahip olmadığı ve müvekkili lehine davranamadığıdır.

C. Ağır Ceza Avukatı Hangi Özelliklere Sahip Olmalıdır

Bir önceki makalemde, tüm hukuk dallarında yarım bilgi sahibi olmaktansa, belirli bir dalda uzmanlaşmanın önemine değinmiştim. İnancım odur ki, her şeyi bildiğini iddia eden, aslında her şeyin bilinemeyeceğini bilmeyendir. Diğer anlatımla, her şeyi yaparım demek, hiçbir şeyi tam yapamamak demektir. 

Ne yazık ki ülkemizde avukatlıkta uzmanlaşma kurumu yoktur. Genellikle ağır ceza davası alan avukatlara da ağır ceza avukatı değil ceza avukatı denmektedir. Ceza avukatı tabiri de resmi bir unvan değil halk arasındaki bir söylemdir. Halk arasında ceza soruşturmalarını ve davalarını takip eden avukatlara ceza avukatı denilmektedir.

Ağır ceza avukatı, ceza avukatı, iyi veya çok iyi ağır ceza yahut ceza avukatı, hangi dava ve kanıt olursa olsun, müvekkilini beraat ettiren veya müvekkili lehine mutlak sonuç alan avukat demek değildir. En iyi ceza avukatı da olsa, avukatın fonksiyonu, davaya katkı sağlamaktır. Müvekkil lehine görülemeyenlerin görülmesini sağlamak, teorik ve uygulama alanından kaynak bulmak ve bunları yerinde ve zamanında kullanmak, eksiklikleri ve hataları fark etmek ve gidermeye çalışmaktır.

İyi bir ceza avukatı, istisnai durumlar söz konusu olmadıkça hukuk davası almaz. Uzmanlaşma her alanda olduğu gibi ceza avukatı olmada da büyük önem taşımaktadır. Bu vesileyle, “iyi bir ceza avukatı veya ağır ceza avukatı hangi özelliklere sahip olmalıdır?” sorusuna verilecek yanıt, öncelikle alanında iyi olmaktır. Ceza konusunda kendini geliştirmiş, bu alanı bir uzmanlık olarak görmüş olmaktır. Aslında iyi bir ağır ceza avukatında aranması gereken özellikler kendi adında saklıdır.

Her şeyden önce ceza hukukunu iyi bilmek gerekir. İyi bir ceza avukatı, ceza usulünü çok iyi bilmelidir. Usulü iyi bilmeyen, esas hakkındaki bilgisini de tam olarak yansıtamaz. Usul esasın öncüsüdür. Hukuk ve ceza usulünün ciddi farklılık gösterdiği sistemimizde, hem hukuk hem de ceza alanında uzman olmak neredeyse olanaksız denecek kadar zordur. Otuz yıla yakın kısmen hukuk ve büyük ölçüde ceza yargıçlığı yapmış biri olarak, bir hukukçunun, dolayısıyla bir avukatın her ikisinde aynı zamanda uzmanlaşabileceğine inanmıyorum. Nitekim bende kendimi çok kısa bir hukuk yargıçlığından sonra, sulh ceza, asliye ceza yargıçlığı ve ağır ceza mahkemesi başkanlığı yapmak ve en son Yargıtay Cumhuriyet Savcılığından emekli olmak suretiyle ceza hukuku alanında geliştirdim. Bu nedenle, bilgi sahibi olduğum halde, avukatlık yaparken hukuk davası almamaya özen gösterdim. Avukatlık mesleğini yürüttüğüm sürece bunu böyle devam ettirmeyi de düşünüyorum. Unutulmamalı ki, özgürlüğü kısıtlamak, insana verilebilecek en büyük cezalardandır. Bu nedenle insan özgürlüğü ile doğrudan ilintili bulunan ceza avukatlığı aynı paralellikte önem taşımaktadır.

İyi bir ağır ceza avukatında aranması gereken özelliklerden biri, adından da anlaşılacağı üzere, ağır ceza avukatı olmak, diğer bir anlatımla cezanın ağırını bilmektir. Ceza hukuku geniş bir alandır. Ceza davaları da aynı doğrultuda çok kapsamlıdır. Burada önemli olan husus, ceza içerisinde ağır cezaya da yeterince hakim olmaktır.

Ağır ceza avukatı, ağır cezalık davalarda uzmanlaşmış avukat demektir. Ağır cezalık davalar ise yukarıda açıklanmıştır. Bu kapsamda bakıldığında, ağır cezalık suçlar konusunda deneyimli olmak, kendini geliştirmiş olmak gerekir. Yedi yıla yakın ağır ceza mahkemesi başkanı, on iki yıl kadar da Yargıtay Cumhuriyet Savcısı sıfatıyla ağır cezalık davalara bakan bir uygulayıcı ve sonrasında ağırlıklı olarak ağır cezalık davaları takip eden bir avukat olarak, ağır cezalık davalara ve dolayısıyla uygulamadaki adıyla ağır ceza avukatlığına kendimi yakın hissediyor ve hukuk davası almamaya özen gösteriyorum. Görüşüm odur ki, ceza avukatı, hukuk avukatı, idari yargı avukatı gibi alanlarda uzmanlaşma olmadıkça ne iyi bir ağır ceza avukatı ne de iyi bir hukuk veya idari yargı avukatı olunabilir.

İyi bir ağır ceza avukatında aranması gereken özelliklerden biri de, adında da yer aldığı üzere ceza avukatlığında iyi olmaktır. İyi kavramını uzmanlaşma şeklinde anlamak gerekir. Ceza veya ağır ceza konusunda bilgi sahibi olmak iyi bir ağır ceza avukatı olmak için yeterli değildir. Halk dilinde de olsa bu sıfatı alabilmek için, olanaklı olduğu kadar ceza alanında kendini geliştirmek şarttır. Doğaldır ki, uzmanlaşma, çok fazla emek ve mesai gerektirir. Bu da ancak birikimle veya diğer hukuk alanlarına harcanacak zamana karşılık yalnızca bu alana odaklanıp sürekli kendini geliştirmekle olanaklıdır. Halk arasında yaygın olan “iyi bir ağır ceza avukatı sanığı ipten alır” sözü de ancak böyle gerçekleşebilir.

Yukarıda yazılı özelliklere sahip olan bir avukatın, doğal olarak özgüveni yüksek olur. Buşekilde kendine güvenle işe koyulan bir avukatın başarı şansı da aynı doğrultuda olur. Bu güven istenen sonucu da beraberinde getirir.

D. Genel Değerlendirme

Avukatlık bir savunma sanatıdır. Ceza avukatlığı, kişinin onurunu, hak ve özgürlüklerini korumakla yakın ilgilidir. Bu nedenle, bir ağır ceza avukatı, hukuka aykırı gidişata karşı gerekli etken rol oynayarak hukuk devletinin oluşumuna katkı sağlar.

İster sanık, ister zarar gören olsun, ne kadar erken avukatın yardımından yararlanılırsa avukatın katkısı o derece yüksek olur.

İyi bir ağır ceza avukatı, üzerine aldığı sorumluluğun bilincindedir. İlgilerin duymak istediklerini değil, gerçek durumun ne olduğunu aktarır. Güvenilir bir ceza avukatı, hiçbir zaman davanın sonucu ile ilgili garanti vermez. Özellikle, tahliye ettireceğini, beraat ettireceğini, kesin olarak davayı belli bir yönde sonuçlandıracağını söyleyenlere ihtiyatla yaklaşılmalı, itibar edilmemelidir. Ne yazık ki, bu konuda piyasada ciddi dolandırıcılar vardır. Yargıca, savcıya para vererek veya başka yolla sonuç alacağını söyleyenlere inanılmamalıdır.

İyi bir ağır ceza avukatı bulduğunuza karar vermeden önce, birebir görüşmekte yarar vardır. Böylece avukatın üzerinizde bırakacağı etki sizi avukatı belirlemede büyük rol oynayacaktır.

Unutulmamalı ki, bir avukat bir davanın sonucuyla ilgili garanti veremez. Bu nedenle, iyi ağır ceza avukatı ararken, sonuçla ilgili kesin sonuç bildirenden çok, güven veren, sonuç almak için en iyi takibi yapmaya ehil ve birikimli olduğuna inanılan avukat tercih edilmelidir.

     Mehmet İSTANBULLU